Başkanımız Sadettin Saran, Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Nisan Ayı Olağan Toplantısı’nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu:
“Sözlerime başlamadan önce Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan elim olaylar nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı, yaralananlara da acil şifalar diliyorum. Devletimiz bu acıların tekrar yaşanmaması adına gereken tüm adımları atacaktır.
Kulübümüze uzun yıllar hizmet etmiş, adı Fenerbahçemizle özdeşleşmiş, eski millî futbolcumuz ve eski Genel Müdürümüz, benim de beraber çalıştığım merhum Serkan Acar’ı vefatının yıl dönümünde saygı, özlem ve rahmetle anıyorum.
Burada görüşlerini paylaşan, eleştirilerini ve önerilerini dile getiren tüm Divan Kurulu Üyelerimize teşekkür ediyorum. Burada yapılan tüm değerlendirmeler bizim için kıymetli. İçinde bulunduğumuz dönem bizi doğal olarak sahaya, mücadeleye ve sezonun son virajına getiriyor. Yarıştığımız tüm kulvarlarda artık sonuçları görebileceğimiz kritik bir döneme gelmiş bulunuyoruz.
Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımımız, perşembe akşamı ortaya koyduğu inanç, karakter ve mücadeleyle final serisini son maça taşıdı. Bu mücadeleyle hepimize büyük bir gurur yaşatan takımımızı yürekten kutluyorum. Son maçta da aynı inanç ve kararlılıkla sahada olacaklarına inancım tam.
Fenerbahçe Opet Kadın Basketbol Takımımız ise EuroLeague’de üçüncü kez Avrupa’nın zirvesine çıkmak için sahaya çıkacak. Bu takımın, bu kulübün geleneğine yakışır şekilde o kupayı ülkemize getireceğine eminim. Yarın oynanacak iki final maçında da takımlarımıza başarı diliyor, ortaya koyacakları mücadeleyle camiamıza büyük bir gurur yaşatacaklarına yürekten inanıyorum.
Sezon başından bu yana her branşta çubukluyu taşıyan, bu forma için mücadele eden tüm sporcularımıza, teknik ekiplerimize ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.
YERİ GELDİ KAYBETTİK, BİRLİKTE ÜZÜLDÜK AMA HİÇBİR ZAMAN MÜCADELEDEN VAZGEÇMEDİK, VAZGEÇMEYECEĞİZ DE...
Sezon boyunca birlikte sevindik, kupalar kazandık, gururlandık. Yeri geldi kaybettik, birlikte üzüldük ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz de… Bugün geldiğimiz noktada takımlarımız sonuna kadar yarışmaya ve her kupaya talip olmaya devam edecek. Verdiğimiz emeklerin karşılığını alma dönemine geldik. Bu noktadan sonra mücadele eden tüm takımlarımıza, sporcularımıza, teknik ekibimize, sezonun geri kalan kısmında başarılar diliyorum.
İnanıyorum ki bu formanın ağırlığını bilen, bu camianın beklentisini omuzlarında taşıyan tüm sporcularımız sonuna kadar mücadele etmeye devam edecek ve Fenerbahçe’yi hak ettiği sonuçlara ulaştırmak için gerekeni yapacaktır.
Bu mücadelenin en çok hissedildiği yerlerden biri de elbette ki futbol. Bugün buraya gelirken hepimizin aklında ve kalbinde aynı şey vardı. Dün sahada bizi çok üzen bir sonuç yaşadık. Açık konuşayım, kolay bir gece değildi. Uzun süre stattan çıkamadık. Hiç uyumadık. Stadımızı dolduran on binlerce taraftarımız, milyonlarca Fenerbahçeli eminim ki bu geceyi uykusuz geçirdi. Aynı bizim gibi. Çok üzüldük. Umutlandığımız, yaklaştığımız, elimizin ucuna kadar geldiğini hissettiğimiz bir anın hayal kırıklığını yaşıyoruz.
ŞİMDİ YENİDEN BAŞLAMA ZAMANI. AYNI İNANÇLA, AYNI UMUTLA, HATTA DAHA KARARLI BİR ŞEKİLDE
Bu duyguyu tarif etmek kolay değil. İnsan böyle günleri kolay atlatamıyor. Açık konuşmak gerekirse bu camia bu duygusu ilk kez yaşamıyor. Tam da bu yüzden dün, dünde kaldı. Bugün kafamızı kaldırmak zorundayız. Hala önümüzde oynanacak 4 maç var. Ve bu yarış henüz bitmedi. Şimdi yeniden başlama zamanı. Aynı inançla, aynı umutla, hatta daha kararlı bir şekilde. Şu an aranızda hala ne umudundan bahsediyoruz diye düşünenler olabilir. Bu duygunun ne kadar gerçek olduğunu biliyorum. Belki yerinizde olsam ben de aynı şekilde düşünürüm. Bu inancı sadece bugün değil, en zor zamanlarda da yaşadık, taşıdık. Puan farkı 7’yken de aynı yerdeydik, dün maç öncesi de aynı yerdeydik, bugün de aynı yerdeyiz. Çünkü bu takım düştüğümüz anlarda bile bize ayağa kalkmayı öğretti. Bundan 1 ay önce bize aynı şampiyonluk hayallerini kurduran takım, 12 bin taraftarımızla birlikte maça çıktı. Dün ise o stat kapasitesinin iki katına çıksaydı, yine dolardı. Ama futbol böyle bir şey. Tam bitti dediğiniz anda size yeniden fırsat verir.
SORUYORUM ŞİMDİ, BU LİGDE ADALET HERKES İÇİN EŞİT Mİ? YOKSA FENERBAHÇE BU LİGİN SADECE SEYİR ZEVKİNİ ARTIRAN BİR UNSUR MU? YETER. KİMSENİN EMEĞİNİN, KİMSENİN ALIN TERİNİN BU KADAR KOLAY YOK SAYILMASINA MÜSAADE EDEMEYİZ.
Bütün bir sezon boyunca bize ‘bitti bu iş’ dedirten de, şampiyonluk hayalini kurduran da aynı takım. Biz kendi duygularımızı ve kendi oyunumuzu konuşacağız. Ama bu sefer konuşacak başka şeyler de var. Dün akşam hepimizin gözünün önünde yaşanan gol pozisyonu. Gol pozisyonunun öncesinde faul ile uzaktan yakından alakası olmayan bir pozisyona faul verildiğini gördük, kırmızı kart verilmesi gerekirken. VAR’ın devreye girmesi gereken bir anda devreye girmediğini gördük. Ve o pozisyonun sonunda gelen golle çok ağır bir bedel ödedik. Soruyorum şimdi, bu ligde adalet herkes için eşit mi? Yoksa Fenerbahçe bu ligin sadece seyir zevkini artıran bir unsur mu? Yeter. Kimsenin emeğinin, kimsenin alın terinin bu kadar kolay yok sayılmasına müsaade edemeyiz.
Sizler bu süreçte sustuğumuzu düşünebilirsiniz. Ama biz ne sustuk ne de bir adım geri durduk. Her maçtan sonra konuştuk. Arkadaşlarım konuştu, biz konuştuk. Her hatanın gereken yerlerine hesabını sorduk. ‘Peki, ne oldu?’ diyebilirsiniz. İşte tam da bu noktada biz bilinçli bir tercih yaptık. Bizden öncekilerden farklı yaklaştık. Düne kadar hatta bugün yaşananlardan sonra bile oyuncularımızın ‘Bizi şampiyon yapmazlar’ duygusuna girmesine asla izin vermedik. Çünkü daha önce bu duygu onlara kaybettirildi. Çünkü biliyoruz ki o andan itibaren sahada sadece rakiple değil, kendi inancınla da mücadele etmek zorunda kalırsın. Biz takımımızı bu noktaya getirmemek için bu yolu seçtik. Yoksa biz de biliriz çıkıp bağırıp çağırmayı daha öncekilerin yaptığı gibi. O da bir işe yaramadı.
BU HATALAR GÖRÜLÜYORSA NEDEN GEREĞİ YAPILMIYOR? MHK’NIN, BU KARARLARA İMZA ATAN HAKEMLERİN BİZİM CAMİAMIZA BİR AÇIKLAMA BORCU VAR
Şunu da açıkça söylemek isterim; bu süreçte yaşananlarla ilgili gereken tüm görüşmeleri yaptık, muhataplarımızla bu konuları defalarca paylaştık. Her seferinde aynı şeyi duyduk, haklısınız. O zaman soruyorum, eğer haklıysak bu yaşananlar neden devam ediyor? Eğer bu hatalar görülüyorsa neden gereği yapılmıyor? MHK’nın, bu kararlara imza atan hakemlerin bizim camiamıza bir açıklama borcu var. Federasyon başkanımıza buradan açıkça çağrı yapıyorum. ‘Arka planda haklısınız’ demek yetmez. Bu ligin sahibi olduğunuzu da artık sahada göstermek zorundasınız.
BİZİM İÇİN KAYBETTİK DEMEK KOLAY. BU TAKIMI BEN KURMADIM DEMEK KOLAY. DAĞILIP GİTMEK KOLAY. İŞTE TAM BU YÜZDEN YENİDEN AYAĞA KALKIP, YENİDEN SAVAŞMAK ZORUNDAYIZ!
Biz sezon başından bu yana hakemlerle ilgili tartışmaların içerisine girmemeye özellikle dikkat ettik. Bu görmezden gelinecek bir durum değil. Biz, sahaya döneceğiz, yine mücadelemizi sürdüreceğiz. Oyuncularımız dün geceden beri çok üzgün. Ben, daha önce de yöneticilik yaptım. Bugün efsane oyuncular dediğimiz oyuncuların hiç üzülmediğini, soyunma odasında nasıl güldüğünü de gördüm. Ama benim takımım öyle bir takım değil. Dün bir ağlamadıkları kaldı. Kalecimiz çıktı kendi aralarında yazdıkları WhatsApp grubuna ‘Bütün sorumluluk benim, hepinizden özür diliyorum’ dedi. Ama tüm Türkiye’yi inandırmamız gereken bir şey var; ‘Sahada kazanan, gerçekten sahada mı kazanıyor?’ Federasyonun ve Merkez Hakem Kurulunun, bu konuda gerekeni yapmasını bekliyoruz. Bizim için kaybettik demek kolay. Bu takımı ben kurmadım demek kolay. Dağılıp gitmek kolay. İşte tam bu yüzden yeniden ayağa kalkıp, yeniden savaşmak zorundayız!
TAKIMIMIZIN YANINDA OLACAĞIZ. SON MAÇIN, SON DÜDÜĞÜNE KADAR NE OLURSA OLSUN MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ!
Görüyorum bazılarınızı… Bu duygunun bizi dağıtmasını izin veremeyiz, vermeyeceğiz, vermeyin! Önümüzde dört maç var ve bu dört maç hep birlikte aynı şeyi yapacağız. Takımımızın yanında olacağız. Son maçın, son düdüğüne kadar ne olursa olsun mücadelemizi sürdüreceğiz! Camiamızın aklında pek çok soru olduğunu biliyorum. Göreve geldiğimiz günden bugüne özellikle bazı dönemlerde bu camianın odağı pek çok gündemle karşı karşıya kaldı. Saha dışına çekmeye çalışan pek çok suni gündemle maalesef baş başa kaldık. Zamanlaması tartışmalı konular oldu. Gereğinden fazla büyütülen tartışmalar oldu. Yalanlar söylendi, yanlış bilgiler verildi. Ve maalesef odağın saha dışına kaydığı anlar yaşandı. Ama biz, ben ve arkadaşlarım o günlerde hep aynı şeyi söyledik; zamanı geldiğinde konuşuruz dedik ve bugün de aynı yerdeyiz. Bizim de anlatacağımız çok şey var. Ama bugün, o gün değil.
BİZ, NE ZAMAN BİRBİRİMİZLE UĞRAŞSAK, NE ZAMAN ENERJİMİZİ İÇERİDE TÜKETSEK EN BÜYÜK ZARARI YİNE KENDİMİZE VERİYORUZ
Bugün, dikkat çekmek istediğim tek şey, ihtiyacımız olan en önemli şey; tüm bu saha sonuçlarından bağımsız camia olarak nasıl bir Fenerbahçe istediğimize karar vermemiz gerekiyor. Çünkü başka bir Fenerbahçe mümkün! Bu söylediklerimi Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran olarak değil, ‘Fenerbahçeli Sadettin’ olarak dinlemenizi istiyorum. Çünkü bazen hem içeriden hem de dışarıdan bakınca çok net görünen şeyler var. Biz, ne zaman birbirimizle uğraşsak, ne zaman enerjimizi içeride tüketsek en büyük zararı yine kendimize veriyoruz.
İNANIN FENERBAHÇE HEPİMİZE YETECEK KADAR BÜYÜK!
Bu kulüp insanların birbirine üstünlük kurduğu bir yer değil. Bu kulüp insanların yan yana durabildiği zaman büyüyor. Hiç kimsenin bu koltuk için bir başkasını aşağıya çekmesine gerek yok. Hiç kimsenin haklı çıkmak uğruna Fenerbahçe’yi yıpratmasına gerek yok. Çünkü bu koltuk için savaşılmaz, Fenerbahçe için savaşılır. Bugün dönüp kendimize dürüstçe bakalım. Bakalım hepimiz bakalım. Biz, gerçekten Fenerbahçe için mi mücadele ediyoruz yoksa birbirimize karşı mı? Yıllardır aynı şeyi yapıyoruz. Aynı tartışmalar, aynı ayrışmalar, aynı döngü… Ve sonuç ortada. Belki de artık başka bir şeyi denemenin zamanı gelmiştir. Daha sakin kalmayı, daha çok yan yana durmayı, daha az konuşup daha çok birlikte yürümeyi, biraz daha dingin akılla hareket etmeyi… Yani gürültünün içerisinde savrulmadan, anlık tepkilerle değil aklımızla ve dengemizle hareket etmeliyiz. Çünkü bu camia bunu yapabilecek güce sahip. İnanın Fenerbahçe hepimize yetecek kadar büyük! Burada herkes için yer var. Herkesin katkısına ihtiyaç var ama bu birbirimizi aşağıya çekmeden birbirimizi tüketmeden mümkün. Bizim yarışmamız gereken tek yer saha. Bizim mücadelemiz orada olmalı, birbirimizle değil. Bunu başarabildiğimiz gün zaten her şeyin nasıl değiştiğini hep birlikte göreceğiz. Bunu söylerken önce kendimizden başlamamız gerektiğini de biliyorum.
HESABINIZ VEREMEYECEĞİMİZ, AÇIKLAMASINI YAPAMAYACAĞIMIZ TEK BİR KARARIMIZ YOK
Göreve geleli tam 206 gün oldu. Sadece 206 gün. Camiamızın eleştirileri olur. Başım üstüne. ‘Burada hata yaptın’ dersiniz, dinlerim. ‘Daha iyisini yapabilirdin’ dersiniz, dikkate alırım. Evet, hatalarımız oldu. Eksiklerimiz oldu. Çünkü biz de insanız ama şundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Biz ne yaptıysak Fenerbahçe için doğru olduğuna inandığımızı yaptık. Hesabınız veremeyeceğimiz, açıklamasını yapamayacağımız tek bir kararımız yok. ‘Yok, ben geleyim de cebimden radyonun %50’sini ödeyim’ filan. Bizim alnımız ak, başımız dik. Bu kürsüde sizlere ilk kez 18 Ekim’de seslenmiştim. O gün de çok net bir şey söylemiştim. Bu kulüpte yapılan her işin, atılına her imzanın, başlatılan her projenin kaydı var. Hangi anlaşma, hangi koşulda, hangi şartlarda nasıl yapılmışsa her aşamada hepsi ortadadır. O gün şunu söylemiştim. Soru işaretiniz varsa gelin birlikte bakalım. Kimse gelmedi. Sadece sosyal medyadan yazmayı tercih ediyorlar. Gerçekleri konuşalım. Sosyal medyadan değil ama birbirimizi yıpratmadan konuşalım. Bugün de aynı noktadayım. Biz bu kulübün tüm tablolarını, tüm süreçlerini, tüm gerçeklerini şeffaf bir şekilde ortaya koyuyoruz. Bu camiaya hizmet etmiş, bu camiada sorumluluk almış herkese kapımız açık. Bir soru işareti ve merak varsa gelin birlikte konuşalım ama bunu kulübün dışında sosyal medyada kulaktan doğma bilgilerle, yalanlarla, iftiralarla, dedikodularla tartışmanın Fenerbahçe’ye hiçbir faydası yok. Zararı var. Biz burada aynı çatının altında birbirimize bakarak konuşabilecek bir camiayız.
BİZ, KOLTUK SEVDALISI DEĞİLİZ
Ben ve benim yol arkadaşlarım bu göreve bir sözle geldik. Bu kulübü şampiyon yapmak için buraya geldik. Ne sabır, ne süre dedik. Yine aynı netlikle söylüyorum. Eğer bu görevi gerçekleştiremezsek, bu göreve yapışmak için değil, yolu açmak için buradayız. Bir Fenerbahçeli olarak iki başkanın arasına 27 sene tıkanmış olması beni rahatsız ettiği için ben kendimi 1.5 seneliğine bağladım. Fenerbahçe’yi düşündüğüm için. Biz, koltuk sevdalısı değiliz. Fark yaratmaya çalışıyoruz. Olur, olmaz ama bunları konuşmak için çok zamanımız olacak. Sezon sonunda her şeyi konuşacağız. Her şeyi ama bugün önümüzde tamamlamamız gereken 4 maç var. Bundan sonrası sadece bizim değil ama biz kendi payımıza düşeni sonuna kadar yapacağız. Bu süreci birlikte dağılmadan sonuna kadar götürmek zorundayız. Sonrasını hep birlikte beraber konuşacağız. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ederim.”